Türkiye’nin ilk İklim Kanunu (“Kanun”), 2 Temmuz 2025 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (“TBMM”) tarafından kabul edilerek yasalaşmış ve Türk hukuk sistemindeki yerini almıştır. İşbu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2021 yılının Ekim ayında onaylayarak taraf olduğu Paris Anlaşması ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon vizyon ve hedefi doğrultusunda yasal bir zemin ve çerçeve oluşturma amacına hizmet etmektedir.
- GENEL BAKIŞ
Sektörel yaklaşımlar ve değerlendirmeler incelendiğinde, işbu Kanun’un hazırlanması ve yürürlüğe girmesindeki en büyük etkenin, Avrupa Birliği (“AB”) Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”) gibi düzenleme ve kural setleri olduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda, Kanun’un ruhu da göz önüne alındığında, ticaret hayatının “sürdürülebilirlik ilkeleri dahilinde kar maksimizasyonu” perspektifine paralel uygulamalara yer verildiği görülmektedir.
Kanun, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum faaliyetlerine ilişkin planlama ve aksiyon araçları, finansman modelleri ve metotları, izin, lisans ve denetim gerekliliklerinin kurgulanması ile bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ilişkin hükümler ihtiva etmektedir. Kanun ayrıca, tüm bu amaçlara ulaşma yolunda sistematik bir kurgu benimsemiş olmakla birlikte; “adil geçiş”, “birincil piyasa”, “tahsisat”, “emisyon ticaret sistemi (“ETS”)”, “denkleştirme” ve “iklim adaleti” gibi kavramları tanımlayarak hukuki zemin kazandırmıştır.
- KURUMLAR VE YÖNETİŞİM
Kanun, ihtiva ettiği yaklaşımların, uygulamaların ve mekanizmaların işletilmesi ve takibine dair merkeziyetçi bir yönetişim yapısı öngörmektedir. Bu bağlamda, yönetişim modelinin merkezinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (“Bakanlık”) bünyesinde faaliyet gösteren İklim Değişikliği Başkanlığı (“Başkanlık”) yer almaktadır.
Başkanlığın temel sorumlulukları, (i) kurumlar arası koordinasyon, faaliyetler ve standartların tesisi, (ii) sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine ilişkin ilerlemelerin takibi, (iii) karbon fiyatlandırmasına ilişkin piyasaya dayalı mekanizmaları düzenlemek, (iv) ETS’nin kurulması ve bu kapsamda tahsisatların dağıtımı ve (v) emisyonların izleme, raporlama ve doğrulama (“MRV”) süreçlerinin denetimi olarak ifade edilebilecektir.
Kanun ayrıca, Türkiye’nin çeşitli coğrafi ve iklim şartlarına özgü çözümler geliştirmek ve ihtiyaçlara uygun faaliyetler yürütmek amacıyla, iklim eylemlerini il bazında yerel kurullarla takip etmeyi de öngörmektedir. Bu bağlamda, kurulacak olan İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları’nın temel görevi, ilin ve bölgenin sahip olduğu spesifik koşullara özgü Yerel İklim Değişikliği Planı hazırlamak ve uygulanmasını denetlemektir. Kanun uyarınca, Yerel İklim Değişikliği Planlarının en geç 31 Aralık 2027 tarihinde kadar tamamlanması ve aksiyona geçilmesini şart koşmaktadır. Ancak bu süre, Bakanlığın takdirine bağlı olarak, 1 (bir) yıla kadar uzatılabilecektir.
Bu kurumsal yapının bir başka bileşeni ise Karbon Piyasası Kurulu’dur ve temel görevleri ise (i) ulusal tahsisat planını onaylamak, (ii) ETS piyasasında ücretsiz tahsisatların dağılımına karar vermek, (iii) birincil piyasada satışa sunulacak tahsisat miktarını belirlemek, ve (iv) denkleştirme işlemlerinin Bu Kurul, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı başkanlığında, ilgili bakanlıkların başkan yardımcıları ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı, Sermaye Piyasası Kurulu başkanı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu başkanı ve İklim Değişikliği başkanından müteşekkil olacaktır.
- EMİSYON TİCARET SİSTEMİ VE KARBON PİYASASI
Kanun’un hayatımıza kazandırdığı en önemli kavram, şüphesiz ki ulusal ölçekte bir ETS kurulmasıdır. Kanun tarafından benimsenen bu sistem, uluslararası ölçekte sıkça görülen “üst sınır ve ticaret” (cap and trade) prensibini esas almaktadır. İlgili prensip, ETS kapsamına dahil olan sektörlerdeki toplam sera gazı emisyonlarına ilişkin, ulusal ölçekte bir tavan belirlemeyi ve bu sınır dahilinde, işletmelerin kendilerine tahsis edilen ve/veya piyasadan satın aldıkları tahsisatlarının ticaretini yapmalarına imkan vermektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, ETS’nin kurgulanması ve faaliyete alınması İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve yetki alanına girmekte; piyasaların işletilmesine ilişkin sorumluluk ve yetki ise Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’ne (“EPİAŞ”) verilmiştir. Buna ek olarak Kanun, uluslararası ölçekte yaygın olarak görülen “denkleştirme” (offsetting) mekanizmasına da cevaz vermekle birlikte; işletmelerin karbon yönetim süreçlerinde ek bir imkan olarak sunmaktadır.
ETS kapsamı dahilinde yer alacak işletmelerin, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde sera gazı emisyon izni almaları zorunlu tutulmuştur. Bahse konu 3 yıllık süre içerisinde işletmelerin; ETS kapsamında faaliyetlerine devam edebilmelerini tesis etmek amacıyla, bir kereye mahsus olmak üzere, sera gazı emisyon izinlerinin var olduğu kabul edilecektir. İlgili 3 yıllık geçiş süresi, gerekli görülmesi halinde Karbon Piyasası Kurulu tarafından 2 yıl daha uzatılabilecektir. Başka bir deyişle, en geç 2030 yılına kadar kapsam dahilindeki tüm işletmelerin ETS sistemine tam uyumlu olması gerektiği söylenebilecektir.
ETS kapsamına dahil olan işletmeler, sera gazı emisyonlarına ilişkin verileri devamlı şekilde izleyecek ve bağımsız denetim kuruluşları tarafından doğrulanacak şekilde yıllık bazda raporlayacaktır.
- YAPTIRIMLAR VE SÜRELER
Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girecek olup, uygulamaya ilişkin usul ve esasların ikincil düzenlemeler ve düzenleyici kurum kararları ile netlik kazanması beklenmektedir. Bu bağlamda, ilgili ikincil düzenlemeler, düzenleyici işlemler ve planların tesis edilmesi için ilgili kurumlara 31 Aralık 2027 tarihine kadar süre tanınmıştır. Gerekli görüldüğü takdirde Cumhurbaşkanı, bu süreyi 1 yıla kadar uzatma yetkisine sahiptir.
Kanun’a aykırı davranışlar ve karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise şu şekildedir:
| HUKUKA AYKIRI FİİL | İDARİ YAPTIRIM |
| Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun süresi içinde sunulmaması | 500.000-TL -> 5.000.000-TL
ETS kapsamı dahilindeki işletmeler için bu ceza 2 katı oranında uygulanacaktır. |
| Sera gazı emisyon izni olmaksızın faaliyette bulunma | Ton başına 5,00-TL; veya
Toplu şekilde 1.000.000-TL -> 10.000.000-TL |
| Ozon tabakasını inceltici madde kullanma, ithal etme, ticaretini yapma veya piyasaya arz etme | 2.500.000-TL |
| ETS kapsamındaki tahsis teslim yükümlülüklerini yerine getirmeme | Teslim edilmeyen her bir tahsisat için, ilgili yılın son 3 ayına ait birincil veya ikincil piyasa ağırlıklı ortalama tahsisat fiyatının 2 katı oranında idari para cezası |
| Florlu sera gazı kullanma, ticaretini yapma veya piyasaya arz etme | 2.500.000-TL idari para cezasına ek olarak; 3 aydan 6 aya kadar Hidroflorokarbon Kontrol Belgesi’nden men.
Hidrofolorokarbonları kotasız ve/veya kotayı aşan miktarda ithal edenlere 1.000.000-TL ek idari para cezası ve kota kesintisi uygulanacaktır. |
| Kanun kapsamında, hukuka aykırı her bir fiil için uygulanacak idari para cezası miktarı en fazla 50.000.000-TL olacaktır. | |
Tahsisatların dağıtımı, Karbon Piyasası Kurulu tarafından düzenlenecek olmakla birlikte hem ücretsiz hem de açık artırma yoluyla satış işlemlerine konu edilebilecektir. İşletmelerin sahip olduğu tahsisatların tümü, istisnai bir korumaya sahip olup, kamu alacakları da dahil olmak üzere hiçbir borca karşılık haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez ve üzerlerinde ihtiyati tedbir tesis edilemez.
Ticari hayatın olağan akışı ve piyasa şartları da gözetilmek suretiyle Kanun, işbu süreçlerin belli bir zamana yayılarak, kademeli olarak hayata geçirilmesini öngörmektedir. Kanun’un “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici maddeleri uyarınca, ETS’nin tamamen uygulanmaya başlamasından önce bir pilot dönem uygulaması yapılacağı ifade edilmektedir. Pilot döneme ilişkin detaylar ve usule ilişkin sair hususlar Karbon Piyasası Kurulu tarafından belirlenecek olmakla birlikte, bu dönemde, Kanun’da belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle tesis edilen idari para cezalarının %80 (yüzde seksen) oranında indirimle uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
- DEĞERLENDİRME
İklim krizi ile mücadele global olarak en önemli gündemlerimizin başında geliyor. Sera gazı emisyonlarının azaltılması için stratejilerin güncellenmesi ve eylem planlarının oluşturulması ve elbette uygulamaya geçmesi en önemlisi aşamasıdır. Kanun ve ardından çıkarılacak ikincil mevzuatların uygulamasının bu amaca hizmet etmesi beklenmektedir.
Özellikle su kaynaklarının etkin yönetimini sağlamak için ise planlama araçları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanacak ve çölleşme ve erozyonla mücadeleyle ağaçlandırma ve toprak muhafaza kapsamında orman dışı alanlarda oluşturulan yutak alanların net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda sürdürülebilir yönetimi sağlanacak.
Genel olarak bir çerçeve kanun niteliğinde olan bu düzenlemenin ardından gelecek ikincil mevzuatlar uygulama bakımından büyük önem arz edecek. Kamuoyunda farklı açılardan eleştirilere maruz kalıyor olmakla birlikte bu alanda önemli bir düzenle olan Kanun, 39 yeni terimin tanımlaması ile uygulama ve düzenleme birliği sağlamaya hizmet edecek.
Kanunda en çok eleştiri alan düzenleme ise emisyon ticareti mekanizmasının kurulmasının öngörülmesi. Bu mekanizmalar uluslararası alanda karbon ticareti diye bilinen bir döngünün parçası. Bu yöntem ile şirketlerin sebep oldukları kirliliği bir ölçüde dengelemesi ve aynı zamanda iklim dostu projelere finansman sağlaması amaçlanıyor. Ancak günümüzde bu yöntemin, ekonomik olarak güçlü şirketlerin gerçek anlamda emisyon azaltımı sorumluluğundan kaçmasının bir yolu haline geldiği yönünde ciddi eleştiriler de var. Özellikle küçük işletmelere getireceği mali yük ve iklim derneklerinin sürece katılımının sağlanmaması nedeniyle tartışılıyor.
Ayrıca hangi sektör için ne kadar karbon emisyonuna izin verileceği henüz düzenlenmediğinden ve ikincil mevzuatta belirleneceğinden bu da başka bir belirsizlik ve tartışma konusu yaratıyor. Kaynak bazında farklı karakteristik özelliklere sahip olan ama nihayetinde aynı çıktıyı veren elektrik üretimi yöntemleri için aynı emisyon sınırının belirlenmeyeceği aşikardır. Bu nedenle Kanun’un uygulanabilirliği ve verimliliği, hazırlanacak olan ikincil mevzuatın uygulanabilirliği ve verimliliği ile paralel olacaktır.
Böylesine önemli bir konuda ve artık insanlığın karşı karşıya kaldığı riskler dikkate alındığında İklim Kanunu’nun önemi çok büyük. Umarız hedeflenen amaçları gerçekleştirmeye hizmet edecek ikincil mevzuatlar çıkarılır ve uygulama örnekleri tecrübe edilir.

